Sosyal Medyada Hakaret Suçunun Cezası Nedir?

15 Ekim 2021 Cuma 21:48

Sosyal Medyada Hakaret Suçunun Cezası Nedir?

Av.Gülpembe Doğan kimdir? Kdz.Ereğli doğumluyum. Çocukluğum, öğretmen olan babamın mesleği itibariyle Ereğli’nin köylerinde ve bir kısmı Alaplı’da geçti. Liseyi Kdz.Ereğli Anadolu Lisesinde okudum. Lisans Eğitimimi Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 4 senede tamamladım. Aynı zamanda 2. üniversitemi de okumaktayım. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Tarih bölümü Lisans öğrencisiyim. Halihazırda, Yurtseven Hukuk Bürosu bünyesinde avukatlık mesleğini icra eden 7 avukattan biri olarak, Ceza Hukuku, Sağlık Hukuku, Gayrimenkul Hukuku Alanlarında çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Hangi İfadeler Hakaret Suçunu Oluşturur? 

Hakaret suçu somut bir fiil ya da olgu isnadı veya sövmek suretiyle işlenebilmektedir. Her ifadenin somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil isnat ederek hakaret suçunun işlenmesi durumuna örnek olarak, sen hırsızsın, sen tacizcisin vb. söylemler gösterilebilir. 

Hakaret suçu oluşturan bazı ifadeleri saymak gerekirse; hırsız, fahişe, rüşvetçi, sahtekar, kör, şaşı, topal, kel, alçak, şerefsiz, haysiyetsiz, katil, lavuk, yosma, AIDS’li, kaltak, hayvan, karaktersiz, köpek, beyinsiz vb. örnekler verilebilir. Yine , “hırsıza, hırsız’’; ‘’ katile, katil’’ demek suç değilse de ‘’hırsıza, katil‘’; ‘’katile de hırsız”’ demek suçtur. Kişinin bedeni bir rahatsızlığının ifade edilmesi durumunda da hakaret suçu oluşur.

Onur ve saygınlığı zedelemeyen yakınma, serzeniş vb. ifadeler ise hakaret suçunu oluşturmayacaktır. Yargıtay uygulaması bu tür durumlarda hakaret suçu ortaya çıkmadığını belirtmekte ve bu durumu rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı olan sözler olarak nitelendirilmektedir.  

Örnek vermek gerekirse;  sivil kişilere yönelik beddua niteliğindeki sözler de hakaret suçu kapsamında değerlendirilmemiştir. Yargıtay “…Bu kapsamda, sadece “Allah belanı versin” cümlesi ile ortaya konulan bir beddua ifadesi, rahatsız edici olmakla birlikte onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil isnadı veya sövme olmaması nedeniyle TCK’nın maddesi anlamında suç olarak kabul edilemeyecektir.” ifadesi ile bedduanın suç olarak kabul edilmeyeceği hususunu açıkça vurgulamıştır. Fakat Yargıtay içtihatlarında genellikle kamu görevlilerine yönelik beddua hakaret kapsamında kabul edilmektedir.

Hakaret Suçunda Nitelikli Haller Nelerdir?

Hakaret suçunda cezayı artıran haller TCK 125/3 hükmünde yer alır.  Sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçu da bu hallerden biridir.

Mağdurun kamu görevlisi olması (avukat, hâkim, memur vs.) ve hakaretin görevinden dolayı yapılmış olması, kişinin mensup olduğu dinin kutsal değerlerine veya din özgürlüğünün kullanılmasına hakaret edilmesi hakaret suçunun nitelikli şekli olarak kabul edilmektedir.

Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle internetten işlenen hakaret suçunda, ceza yarı oranında arttırılır. Ayrıca hükmedilen hapis cezası ertelenemez. (7243 sayılı Kanun m.28).

İnternet veya sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçları aleni işlendiğinden, aleniyet nedeniyle hakaret suçu cezası 1/6 oranında arttırılacaktır.

Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret halinde zincirleme suç hükümleri gereği belirlenen cezanın miktarı ayrıca 1/4’ten 3/4’e kadar arttırılır. Örneğin, bilirkişi heyetine veya mahkeme heyetine hakaret suçlarında suçun nitelikli şeklinden belirlenen ceza arttırılacaktır.

Sosyal Medyada Hakaret Suçu Nasıl İşlenir?

Hakaret suçu huzurda ve gıyapta olmak üzere iki şekilde işlenebilir. Hakaret suçunun huzurda işlenmesi demek, hakaret içerikli ifadelerin doğrudan doğruya aracı olmaksızın mağdura yöneltilmesidir.

Aynı zamanda TCK’nın 125. maddenin 2. fıkrasında, suçun sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle işlenmesi halinde de suçun huzurda işlenmiş sayılacağı belirtilmiştir. Bu nedenle; internet yoluyla yapılan hakaret suçu da huzurda yapılmış sayılmaktadır. Kanundaki düzenleme, sosyal medyada hakaret etmek ile gerçek yaşamda hakaret etmenin aynı hukuki sonucu vermesini sağlamıştır.

 İnternet üzerinden hakaret suçunu teşkil eden fiiller, sözle işlenebileceği gibi yorum, yazı, şekil ve görüntü ile de işlenebilir. Failin kullandığı vasıtalar ile mağduru hedef aldığını bilmesi ve mağdur tarafından bu fiilin öğrenileceğini istemesi gerekmektedir.

Son dönemlerde özellikle internet üzerinden işlenen hakaret suçlarında önemli bir artış bulunmaktadır. Ne yazık ki sosyal ağların kullanımın yaygınlaşması ile kişiler daha rahat ulaşılabilir olmuş ve kişisel haklarına yönelik saldırılara açık hale gelmişlerdir.

Gıyapta hakaret ise TCK m.125/1 fıkrasının son cümlesinde düzenlenmiştir. Buna göre failin cezalandırılması için suç konusu fiili en az üç kişi ile ihtilat ederek işlenmesi gerekmektedir. İfadenin aktarılabildiği her şekilde ihtilatta bulunulabilir. Bu kapsamda fail üçüncü kişilerle doğrudan iletişim kurabileceği gibi, hakaret içeren ifadeyi aktarmaya elverişli yazı, görüntü, telefon ve benzeri bir araç da kullanmış olabilir.

Örnekle açıklamak gerekirse; Whatsapp üzerinden yapılan bir telefon görüşmesi sırasında mağdur doğrudan hedef alınmışsa huzurda hakaret, mağdura hakaret içeren bir mesajın üçten fazla kişiye, ayrı ayrı gönderilmesi halinde ise gıyapta hakaret olacaktır.

Sosyal Medyada Üzerinden Aleni Hakaret Nasıl Oluşur?

Aleniyet kavramı hakaret suçu bakımından önem arz etmektedir. Zira TCK m. 125/f. 4 hükmünde hakaret suçunun aleni şekilde işlenmesi verilecek cezanın altıda biri oranında arttırılacağı düzenlenmiştir. Aleniyetin tespitinde önemli olan husus, hareketin sayısı ve kimliği belirsiz kişilerce algılanabilme imkanının bulunmasıdır.

Günümüzde sosyal medyada hakaret suçunun aleni hali tek bir tuş vasıtasıyla gerçekleştirilebildiğinden daha kolay bir hal almıştır. Nitekim Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya ağları internet kitle iletişim aracı olarak kullanıyor olması nedeniyle bu ağlar üzerinden yapılan hakaret aleni olarak değerlendirileceği kuşkusuzdur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararında hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemin, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan Facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde işlenmesinin aleni olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşündedir.

Sosyal Medyada Hakaret Suçunun Şikayet ve Zamanaşımı Süresi Nedir?

 Hakaret suçları kanun koyucu tarafından şikayete tabi suçlardan sayılmıştır. Hakarete uğrayan kişinin öncelikle en geç 6 içerisinde Cumhuriyet savcılıklarına veya kolluk kuvvetlerine şikayette bulunması gerekmektedir. Aksi halde soruşturma ve kovuşturma yapılmayacaktır.

Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu ise (TCK m.125/3) şikayete tabi değildir. Bu nedenle hakaret suçunun bu şekli için herhangi bir şikayet süresi sınırlaması yoktur.   Hakaret suçu nedeniyle yapılan hakaret suçu yargılamalarında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Sosyal Medyada Hakaret Suçunun Cezası Nedir?

İnternet veya sosyal medya üzerinde suçun basit şeklinin işlenmesi halinde, hakaret suçunun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.

İnternet veya sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçları aleni işlendiğinden, aleniyet nedeniyle hakaret suçu cezası 1/6 oranında arttırılacaktır.

TCK m.125/3’de sayılan nitelikli hallerin işlenmesi halinde ise cezanın alt sınırı bir yıldan az olmamaktadır.

Etiketler:

zonguldak , kdzeregli haber , sosyal medya , suç , avukat , dava , gülpembe doğan

Yorumlar
  • Tufan AÇAR
    16 Ekim 2021 Cumartesi 21:44

    Başarılı bir yazı olmuş. Mesleğiniz de başarılar dilerim Gülpembe hanım

  • Emine nur özel
    16 Ekim 2021 Cumartesi 10:19

    Günümüzün en büyük problemlerinden biri olan sosyal medyada hakaret suçu ile ilgili detaylı ve güncel bilgilendirme için çok teşekkürler. Oldukça istifade ettim. Başarılar dilerim

İşçilik hakları hangi durumlarda talep edilir?

8 Ekim 2021 Cuma 19:13

İşçilik hakları hangi durumlarda talep edilir?

Merhaba, ben Av. Doğan Can Ergül. 4,5 yıllık kıdemli avukat olup, iş hukuku davaları ile ilgili yasal mevzuat gereğince teknik detaylara haiz olmakla birlikte, İş Hukuku Uzmanı Avukat olarak işçi ve işveren veya Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki uyuşmazlık davalarında, iş hukukuna ilişkin anlaşmazlıkların çözümü için işçi ve işverenleri temsil etmekteyim.

1- Genel olarak bir işçilik alacakları davalarında işverenden hangi alacaklar talep edilir?

Günümüzde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu, işçilerin çalışma düzenleri ile ilgili genellikle işçi lehine birçok düzenlemeye sahip olup, genel anlamda iş davalarında ise işverenlerin işçileri bu düzenlemelere aykırı çalıştırmaları sebebiyle işçilere ek olarak ödemesi gereken ücret veya tazminat adı altındaki tutarlardan oluşmaktadır. Bunlar ise genel olarak ve en sık karşılaşılanları; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti veya varsa ödenmeyen ücretlerden oluşur.

Ayrıca boşta geçen süre ücreti ile iş güvencesi(işe başlatmama) tazminatı ise işe iade davalarının konusudur. 

2- Bu alacaklar hangi durumlarda dava konusu yapılabilir?

Yukarıda değindiğimiz üzere, işverenler tarafından iş kanununda işçilerin çalıştırılma koşulları ile ilgili düzenlemelere aykırı işlemler bu alacakların mevcut olup olmadığını ve dava yoluyla talep edilip edilemeyeceğini belirlemektedir. Buna göre;

- Fazla Mesai Ücreti; Kanun, işçiler için haftalık çalışma saatini 45 saat olarak düzenlemiştir. Bunun üzerindeki çalışmaların ise işçinin ücretine ek ve işçinin saatlik ücretinin yüzde elli zamlı olarak işçiye ayrıca ödenmesi gerekir. Bunun yanında aynı kanuna göre günlük on bir saatlik çalışmanın ve gece yedi buçuk saatin üzerindeki çalışmaların da aynı kurallar çerçevesinde işçiye ödenmesi gerekmektedir. Söz konusu haftalık ve günlük çalışma saati sınırlarının üzerinde çalışma yapılması ve buna ilişkin zamlı ücretin işçiye ayrıca ödenmemesi durumunda ise fazla mesai ücreti olarak adlandırılan alacağı işçinin talep etme hakkı doğmaktadır.

- Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti; İş kanununa göre, milli ve dini bayramlar ile diğer resmi tatillerde işçi çalıştırılmayıp, çalışmış gibi tam ücretinin ödenmesi gerekmektedir. Bayram ve diğer resmi tatillerde çalışmayan işçinin maaşının tam yatırılması ise bunun gereği olarak gerçekleşir. Fakat işçi aynı zamanda bu günlerde de çalışmış ise, işveren tarafından çalışılan gün kadar ücretinin işçiye ayrıca ödenmesi gerekmektedir.

- Asgari Geçim İndirimi(AGİ); işçinin kendisiyle beraber bakmakla yükümlü olduğu kişiler için verilen vergi indirimlerine verilen isimdir. Vergi indirimi, kişinin medeni durumuna ve çocuk sayısına göre farklılık göstermektedir. Vergi indirimi miktarının da işçinin aylık ücretine ayrıca yansıtılması gerekmektedir.

- Hafta Tatili Ücreti; hafta tatilinin kanun tarafından işçiye haftada en az bir gün kullandırılması zorunlu tutulmuştur. İşçi hafta tatilinde çalışmasa dahi o güne ait ücretini tam almalıdır. Şayet işçiye hafta tatili kullandırılmaz ise kullanılmayan her hafta tatili günü için işçiye normal tam gün ücretinin yanında bir buçuk günlük ücretinin ödenmesi gerekmektedir. Fakat bazı durumlarda işçiye çalışmadığı hafta tatilinin ücreti ödenmeyebilmekte veya işçiye hafta tatili kullandırılmayıp buna ilişkin ücreti de ayrıca işçiye ödenmemektedir. Bu her iki durumda da işçinin söz konusu alacağı talep etme hakkı doğar.

- Yıllık İzin Alacağı; Söz konusu alacak ise işçiye kullandırılmamış olan yıllık izinlerin ücrete dönüşmesini ifade eder. 4857 sayılı İş kanununun 53. Maddesine göre bir işçinin hak etmekte olduğu yıllık izin hakkı; 1-5 yıllık kıdeme sahip ola işçiler için 14 gün, 6-15 yıl kıdeme sahip olanlar için 20 gün, 16 yıl ve daha fazla kıdeme sahip olanlar için ise 26 günden az olamaz. Ayrıca bu sürelere yer altında çalışılan işçilere dörder gün eklendiği gibi, 18 yaş ve altındaki işçiler ile 50 yaş ve üzeri işçilerde ise bu süreler 20 günden az olamaz. Bununla birlikte, kullanılmayan yıllık izin haklarının işçi tarafından ücret olarak talep edilmesi için iş sözleşmesinin sona ermiş olması gerekmektedir. Bu sebeple yıllık izin alacağı, yukarıda sayılan diğer alacaklardan farklı olarak işçinin çalışmaya devam etmesi durumunda talep edilemez.

3- Kıdem ve ihbar tazminatları hangi durumlarda talep edilebilir?

Şu ayrıntıya dikkat etmek gerekir ki, iş sözleşmesi sona eren her işçinin kıdem ve ihbar tazminatı alma hakkı olmamaktadır. Her iki tazminatı da hak etme koşulları farklıdır. 

Kıdem tazminatı genel olarak, en az bir yıllık kıdeme sahip bir işçinin iş sözleşmesini haklı bir sebeple feshetmesi veya sözleşmenin işveren tarafından haklı bir sebep olmaksızın feshedilmesi durumlarında talep edilebilmektedir. Ayrıca kıdem tazminatına hak kazanılacak istisnai farklı durumlara da mevcuttur. Bunlardan bazıları, kadının evliliği nedeniyle feshi, erkeğin askerlik nedeniyle feshi, kişinin emeklilik nedeniyle feshidir. Bunun yanında, yukarıda saymış olduğumuz işçilik alacaklarının işçiye ödenmemesi de işçi açısından sözleşmeyi feshetmek için haklı sebep oluşturduğundan bu durumda ödenmeyen diğer işçilik alacaklarının yanında kıdem tazminatı da talep edilebilir hale gelmektedir. Son olarak ise, işveren tarafından işçinin işten çıkarılması durumunda 4857 sayılı İş Kanununun 25. Maddesinde yer alan haklı sebepler mevcut değilse veya işveren bu madde kapsamındaki hususlardan biri sebebiyle işçiyi çıkardığını ispatlayamazsa, bu durumda da işçi kıdem tazminatına hak kazanmaktadır.

İhbar tazminatı ise yaygın kanının aksine yalnızca işveren tarafından değil, işçi tarafından da ödenmesi zorunlu olabilecek bir alacak kalemidir. Burada esas mantık; işçi veya işveren, haklı sebep öne sürmeden iş sözleşmesini feshedecekse, diğer tarafa bir süre tanıması gerekmektedir. Bu süreyi ise İş Kanunu madde 17 belirler. Maddeye göre; altı aydan az kıdeme sahip bir işçi için 2 hafta, 6 ay ile 1,5 yıl arası kıdeme sahip işçi için 4 hafta, 1,5 ile 3 yıl arası kıdeme sahip işçi için 6 hafta, 3 yıl ve üzeri kıdeme sahip işçi için ise 8 haftalık bir ihbar süresi mevcuttur. Eğer sözleşmeyi fesheden taraf (işçi de işveren de olsa) haklı bir sebebe dayanmıyorsa ve bu saydığımız süreleri karşı tarafa tanımamışsa, işçinin ihbar süresi kadarlık giydirilmiş brüt ücreti kadar ihbar tazminatını karşı tarafa ödemekle yükümlü hale gelmektedir. 

Her ne kadar yukarıda genel anlamda talep edilebilecek işçilik alacakları belirtilmiş ise de, işçi ile işverenin bu konularda uyuşamamaları durumunda dava yoluna gidilmesi gerekmekte, dava sırasında ise her iki tarafın da iddialarını mahkeme karşısında kanıtlayabilmesi gerekmektedir. Bu durum gerçekte var olan çalışma koşullarının ortaya konulmasında olmazsa olmaz niteliktedir. İş davalarında, diğer dava türlerinden farklı ve kendine özgü bir yargılama sistemi ve iddiaları delillendirebilme koşulları mevcuttur. Bu ve işçilik alacaklarının tahsiline kadarki süreçte hangi aşamalardan geçildiği konularına ise bir sonraki yazımızda değineceğiz.

Etiketler:

zonguldak , kdzeregli haber , avukat , kıdem tazminatı , işçilik hakları , Doğan Can Ergül

Yorumlar

Boşanma Davaları ve Sonuçları

1 Ekim 2021 Cuma 20:22

Boşanma Davaları ve Sonuçları

Avukat Cansu Ergül kimdir? 2017 yılında Yalova Üniversitesinden mezun oldum. Yasal stajımı tamamladıktan sonra 2018 yılında Yurtseven Hukuk Bürosu bünyesine katıldım. Halihazırda Aile Hukuku, Ticaret Hukuku, İcra İflas Hukuku, Şirketler Hukuku, Kişisel Verilerin Korunması alanında çalışmalarıma devam ediyorum. Aile hukuku alanında ise , boşanma , nafaka , maddi manevi tazminat , mal rejimi ile iddet süresi meseleleri uzmanlık alanıma girmektedir. Ayrıca velayet ve mal paylaşımı davası, çalışma alanıma giren aile hukuku davalarıdır. Bunun yanında çekişmeli boşanma ve anlaşmalı boşanma davası Yurtseven Hukuk Bürosu olarak temel faaliyet alanımızda olup 20 yılı aşkın bir tecrübe ile bu alanda avukatlık hizmeti sunmaktayız.

Eşler hangi sebepler ile boşanırlar ? Boşanma sebepleri nelerdir ?

Türk hukuk sisteminde boşanma, ancak Türk Medeni Kanunu'nda belirtilen sebeplerin varlığı halinde, hâkimin karar vermesiyle mümkün olmaktadır. Türk Medeni Kanunu boşanma nedenlerini özel ve genel olmak üzere ikiye ayırmıştır. Genel boşanma nedenleri kanunda düzenlenmiş fakat tam olarak nelerin bu sınıfa girip girmediğinin takdirinin hâkime bırakılmıştır. Genel boşanma nedeni  Türk Medeni Kanunu'nda evlilik birliğinin temelinden sarsılması olarak açıklanmıştır. Özel boşanma sebepleri Türk Medeni Kanunu'nda kesin bir şekilde düzenlenmiştir. Bu nedenler ; zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığıdır.

En Hızlı Şekilde Nasıl Boşanılır? Anlaşmalı boşanma nedir?

Anlaşmalı boşanma, boşanmanın hukuki sonuçlarını düzenleyen ve her iki eş tarafından imzalanması gereken bir tür olup hem de velayet, mal rejimi, tazminat ve nafaka konularında fikir birliği sağladıkları boşanma türüdür.Anlaşmalı boşanmada önemli olan taraflar arasında fikir birliğinin sağlanmasıdır.

Anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için evliliğin bir yılını oldurmuş olup olmadığı önemlidir. Bir başka ifade ile dava açıldığı tarihte evlenme tarihinin üzerinden 1 sene geçmiş olmalıdır. Bu sürenin konulmasının sebebi evlenen eşlerin hiç değilse belirli bir süre birlikte yaşayarak birbirlerini tanımalarını sağlamaktır. Bir yıllık süre kamu düzenine ilişkin olduğundan eşlerin karşılıklı rızası ile kısaltılabilmesi mümkün olmayacaktır. Anlaşmalı boşanmada aranan bu 1 yıllık süre dava açıldığında henüz dolmamış olabilir. Ancak yargılama sırasında bir yıllık süre dolmuş ise dava şartı gerçekleşmiştir. Bu durumda anlaşmalı boşanma kararı verilebilecektir.

Anlaşmalı boşanmanın ikinci önemli şartı, eşlerin birlikte dava açması veya bir eşin açtığı davayı diğer eşin kabul etmesidir. Buna göre eşler birlikte karar alarak ve ortak bir dilekçe ile mahkemeye müracaat ederek anlaşmalı boşanma davası açabilirlerken, bir başka ihtimal de eşlerden biri anlaşmalı boşanma veya başka bir boşanma sebebine dayanarak dava açar ve diğer eş bu davayı hâkim huzurunda kabul ederse bu da anlaşmalı boşanma olarak kabul edilir.

Bir diğer gerekli koşul ise anlaşmalı boşanma gerçekleştirilebilmesi için eşler sadece boşanma konusunda değil boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumu konusunda da anlaşmış olmalıdırlar.Tarafların anlaşmalı boşanmasındaki son gereklilik de tarafların hâkim huzurunda dinlenmesidir. Taraflar ister avukat aracılığı ile isterlerse kendileri davayı yürütüyor olsunlar, her durumda boşanma davasına katılmak zorundadırlar. Burada güdülen amaç, hâkimin eşlerin iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesini sağlamaktır. Bu konuda hâkime takdir yetkisi verilmemiştir yani taraflar bizzat dinlenmeden anlaşmalı boşanmaya karar verilemez.

 Boşanma davasında davayı ilk açan daha mı avantajlıdır?

Genellikle boşanma davasını ilk açan kişinin daha avantajlı olduğu kanısı vardır; ancak davada ilk açan olmak herhangi bir avantaj sağlamaz. Eşin dava açması halinde, diğer eş de açılan davaya karşı dava açma hakkına sahiptir. Önemli olan davada tarafların iddialarını hukuka uygun delillerle ispatlamasıdır.

Taraflardan biri boşanmak istemezse yine de boşanma gerçekleşir mi ?

Boşanma davasını açan eş boşanma talebinde haklı olduğunu ispatlayabiliyorsa mahkeme karşı tarafın boşanmak isteyip istemediği ile ilgilenmez. Davayı açan eşin davasının kabulü için boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşin kusurlu veya kendisinden daha fazla kusurlu olduğunu ispatlaması gerekir.

Boşanma davasında manevi ve manevi tazminat talep edilebilir mi? Maddi ve manevi tazminat nedir ?

Boşanma davası nedeniyle, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Burada bakılacak kusur, boşanma sebebindeki kusurdur. Davalı eş ise boşanmada kusurlu olmalıdır; kusuru olmayan eşten tazminat talep edilemez. Tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edildiğinde de tazminata hükmolunmaz. Tazminat miktarını hakim belirler. Miktar belirlenirken tarafların mali ve sosyal durumlarıyla kusur dereceleri göz önüne alınacaktır. Boşanmaya neden olan olaylardan ötürü, kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu eşten, uygun miktarda manevi tazminat isteme hakkına sahip olacaktır. Bu sefer, davacının hiç kusursuz olması şartı aranmayacak sadece daha az kusurlu olması talep için yeterli sayılacaktır. Bu halde de eşit kusur durumunda tazminata hükmolunmaz. Davacının kusuru tazminat miktarında indirim sebebi sayılır. Bu talepler hakimin kendiliğinden karara bağlayacağı konulardan değildir. Boşanma kararında yer alması için mutlaka bir talep gereklidir. Manevi tazminat olarak hakim bir miktar para ödenmesine hükmeder. Bu paranın miktarı ihlalin ağırlığı, tarafların kusur oranı ve sosyoekonomik durumlarına göre belirlenir.

Çocuğun velayeti kime verilir?

Tarafların evliliği boyunca müşterek çocuğun velayeti her iki ebeveynde ortaktır. Ancak tarafların boşanma sürecine girmesi halinde velayet hakkı taraflardan birisine verilecektir.Hakim boşanma kararını verirken, anne ve babayı dinler, çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının görüşü alınır. Çocukların sağlık, eğitim ve ahlaki konularda yararını gözeterek, ana ve babanın çocukla olacak kişisel ilişkilerine dair bir karara varır. Hakim tarafından, çocuklar ana ve babadan birisine veya bir kısmı anaya, bir kısmı babaya verilebilir. Çocuğu bir tarafa verdi ise, diğer tarafın çocukla kişisel ilişkilerini, görüşme günlerini düzenler. Boşanma kararı neticesinde çocuklar hangi tarafa verilmişse, o taraf çocuğa bakmakla yükümlü olup, kendisine velayet bırakılmayan eş ise, çocuğun bakımı ve giderleri için gücü oranında mahkeme tarafından belirlenecek bir iştirak nafakası öder. Ergin olan çocuk ise kanundaki şartlar varsa, artık yardım nafakası talep edebilecektir.

Boşanma davasında kimler nafaka alabilir? Yoksulluk nafakası nedir ?

Boşanma davası neticesinde yoksulluğa düşecek olan taraf, boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusuru olmaması kaydıyla, geçimini sağlayabilmek için süresiz olarak nafaka verilmesini talep edebilir (yoksulluk nafakası). Nafaka miktarı belirlenirken, diğer tarafın mali gücü dikkate alınır fakat diğer tarafın kusurlu olması şartı aranmaz.. Nafaka alan kişinin evlenmeden başkası ile evli gibi birlikte yaşaması veya haysiyetsiz hayat sürmesi halinde, mahkeme kararı ile kaldırılabilir. Tarafların mali durumlarında yaşanan değişiklikler nedeniyle hakim iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verebilir.

Ayrıca tarafların müşterek çocuğu var ise çocuğun velayet hakkını alan eş, diğer ebeveynden sağlık, bakım ve eğitim masraflarını talep edebilecektir. Her iki nafaka türü, boşanma davası devam ederken de talep edilebilir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası Nasıl Olur?

Evlilik birliği içerisinde edinilen malların paylaşımı içi açılan mal rejiminin tasfiyesi davası boşanma davasından ayrı olarak görülecektir. Mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir dava konusu olduğundan bu konuda ayrıca hazırlayacağımız yazıda sizleri bilgilendireceğiz.

Boşanma Davalarında Avukat ile Temsil Edilme Zorunluluğu Var Mıdır?

Boşanma davasının açılıp yürütülmesi için avukat tutmak elbette ki zorunlu değildir; lakin yaşanabilecek hak kayıplarını en aza indirmek ve boşanma sürecinde karşılaşılan maddi, manevi ve psikolojik zorlukların hukuki platformda da net bir şekilde yansıtılıp doğru adımların kısa bir sürede atılabilmesi için avukat ile başvurunun her zaman daha avantajlı olduğu hususu genel kabul gören bir durumdur. Bununla birlikte özellikle çekişmeli boşanma davaları oldukça teknik davalar olup , zamanaşımı süreleri , hakdüşürücü süreler, delillerin değerlendirilmesi ve sunulması , iddiaların ispatı gibi birçok konuda doğru işlem yapabilmek için bir avukat ile temsil edilmek oldukça önemlidir.

Etiketler:

Zonguldak , ereğli , boşanma , avukat

Yorumlar

Araç değer kaybı nasıl talep edilir?

24 Eylül 2021 Cuma 21:34

Araç değer kaybı nasıl talep edilir?

Av. Beyza Nur Yaman kimdir? 1998 Kdz. Ereğli doğumluyum. Çocukluğum Alaplı'da geçti. Alaplı Anadolu Lisesi'nden mezun olduktan sonra Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne başladım. Dört senede lisans eğitimimi tamamlayarak nihayet 2020' de mezun oldum. Şimdilerde Yurtseven Hukuk Bürosu bünyesinde mesleki faaliyetini sürdüren 7 avukattan biriyim.

Araç Değer Kaybı Nedir ?

Meydana gelen bir kaza sonrası aracın onarılması ile araç ikinci el piyasa fiyatına göre değer kaybetmektedir. Kazaya karışan araç her ne kadar tamir edilmiş olsa da artık bir hasar kaydı mevcut olacaktır. Araç satılacağı zaman satış fiyatı kaza öncesi satış fiyatından daha düşük olacaktır. Burada uğranılan bu zarara araç değer kaybı denmektedir.

Araç Değer Kaybı Tazmini Kimden Talep Edilebilir?

Araç değer kaybının tazmini, aralarında öncelik sırası bulunmakla birlikte üç kurumdan, şu şekilde talep edilebilmektedir:

1. Eğer kaza yapmış ve yukarıda açıklanan şartları taşıyan bir araç sahibi iseniz, kazaya karışan karşı tarafın sigorta şirketine başvuruda bulunmanız,

2. Karşı tarafın sigorta şirketi başvurunuza 15 gün içinde cevap vermez, olumsuz yanıt verir yahut esas araç değer kaybınızdan daha az bir tutar tazmin eder ise Sigorta Tahkim Komisyonuna yazılı başvuruda bulunmanız,

3. Bu başvurulardan herhangi bir netice elde edemez yahut sizi tatmin eden bir tazminat tutarına ulaşamazsanız, bu halde ilgili uyuşmazlıklarda yetkili olan asliye ticaret mahkemelerinde dava açmanız gerekmektedir

Araç Değer Kaybı Talep Etmenin Şartları Neler ?

- Kazaya en az iki araç karışmış olmalıdır. Herhangi başka bir aracın kazaya karışmadığı tek başınıza yaptığınız kazalar bu kapsamın dışında kalır.

- Meydana gelen kazada %100 kusurlu bulunmuş olmamak,

- Aracın kaza öncesi ya da sonrasında ağır hasar kaydı ya da pert kaydı olmaması gerekmektedir.

- Aracın başka bir trafik kazası nedeniyle meydana gelen hasarının değer kaybı talep edilecek hasarı ile aynı bölgeden olmaması gerekmektedir.

Araç Değer Kaybı Ne Zamana Kadar Talep Edilebilir?  

Araçta oluşan değer kaybının tazmini kanun koyucu tarafından bir süreyle sınırlanmıştır. İşbu süre, kusuru %50’den daha az olan tarafın, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren iki yıldır. Dolayısıyla son iki yıl içerisinde gerçekleşmiş kazalar için aracınızın araç değer kaybı tazminini talep edebilirsiniz.

Araç Değer Kaybı Kilometre Sınırı 2021

2021 yılında Trafik Sigortası Genel Şartları kapsamında yapılan değişiklikle 165.000 km olan araç değer kaybı tazminatında kilometre sınırı kaldırıldı. Yani tazminat alma şartlarından olan aracın en fazla 165.000 km’de olma şartı ortadan kaldırılarak her yaş ve kilometredeki araç için araç değer kaybı tazminatı istenilebilecektir.

Araç Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?

Hesaplama yapılırken pek çok farklı kriter esas alınır. Bunlar ; aracın üretim yılı, marka ve model bilgisi, hasar geçmişi, kilometresi,  trafiğe çıkış tarihi, ikinci el değeri,  değişen parçaların önemi, boya işlemi, işlem gören parça sayısı, onarım yapan yerin yetkili servis olup-olmaması gibi unsurlar birlikte değerlendirilerek aracın kazadan önce ikinci el piyasasındaki değeri ile kazadan sonraki ikinci el piyasa değeri arasındaki farka göre araç değer kaybı hesaplanır.

Araç Değer Kaybı Nasıl Alınır ?

Araç değer kaybına ilişkin talepler, meydana gelen kazada kusurlu olan araç sürücüsüne dolayısıyla kusurlu aracın sigorta şirketine başvurmalıdır. Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili maddesi gereğince başvurular sigorta şirketine karşı yazılı şekilde iletilmelidir.

Sigorta şirketine başvuru sırasında KTK’nun 97.maddesi ve sair mevzuat gereğince ilgili belgeler de sunulmalıdır. Bu noktada kanunen zorunlu veya zorunlu olmayan evrakların toplanması ve o şekilde başvurunun gerçekleştirilmesi ile başvurunun daha sağlam zeminlere dayanmasının yanında başvuru yapmadan doğrudan dava yoluna başvurulması durumunda dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilebileceği gibi noksanlığın giderilmesi için davacıya mahkeme tarafından kesin süre de verilebilir. Bu gibi durumlarda zaman kaybının yanında hak kaybına da sebebiyet verebilecek boyutlara ulaşabilir. Bu sebepler gözetilerek süreci bilen bir avukattan yardım alınması güzel olacaktır.  

Sigorta şirketine başvuru sonrasındaki süreç nedir?

Sigorta şirketinin cevap gelmemesi, olumsuz cevap gelmesi veya sigorta şirketinin eksik ödeme yaptığı durumlarda Sigorta Tahkim Komisyonu’na Başvuru veya Dava Yoluna gidilmektedir.

Biz Yurtseven Hukuk Bürosu olarak araç değer kaybı başvurusu yapmak için bize gelen danışanlarımızın problemine daha kısa sürede  çözüme ulaştırabilmek adına Sigorta Tahkim Komisyonu’ na başvuru yolunu tercih etmekteyiz.

Etiketler:

zonguldak , ereğli , avukat , beyza nur yaman , araç değer kaydı

Yorumlar
  • Mahmut
    26 Eylül 2021 Pazar 07:06

    Bizim yeğen geçen ay 4000 lira aldı.karsi taraf yüzde yüz kusurluydu

  • Tuğba
    24 Eylül 2021 Cuma 22:28

    Çok teşekkürle Av. Beyza Nur Yaman hanım yeni kaza yapmış biri olarak verdiğiniz bilgiler benim için aydınlatıcı ve yol gösterici oldu. Böyle bilgilerin devamını merakla bekliyorum :)

  • Berin
    24 Eylül 2021 Cuma 22:20

    Çok güzel bir bilgilendirme olmuş. Çok teşekkür ediyorum